Yazar: Mehmet Yıldız

  • HÜCRE…

    Kendi iç seslerim, öylesine gereksizler. Yazmaya başladığında bir defa, gerisini sen değil, isteğin ama kontrol edemediğin yanın yazar. Ne yaparsan yap ne yaparsam yapayım olmayacak ve kazanamayacağım! Sadece sus. Ama kimsenin ayak sesinde irkilmediği gecenin karanlığında. Sadece sus. Ama içinden haykır haykırabildiğin kadar. Sadece sus. İsyan et, Tanrının cezası gördüğün kim ve ne varsa. Sanırım…

  • intifada

    Bu kelimeyi ilk duyduğumda 1980’li yılların başlarında trt televizyonunda, ki zaten başka bir kanal yok, saat sekiz haberleri gelir aklıma. Haberde İsrail askerlerinin Filistinli bir gencin kolunu taşla kırma görüntüsüyle irkilen benliğim uzun yılların geçmiş olmasına rağmen hala sıcak ve nefret bakışında taptazedir. İşgal altındaki toprakların eskatolojik mirasının binlerce yıldır kanla bütünleşmiş olması Müslüman ve…

  • Halet-i Ruhiye

    İyi de neden zihnimin tüm köşelerinde varlığının tahammül edilmez sızısını yaşamaya devam ediyorum? Köşe bucak kaçmayı içselleştirip ilke edinmem işe yaramaz bir çırpınış dışında başka bir şey değil. Sana gel dersem kendimden gitmeyi göze almam gerekli. Kendimden gitmemiş halim ise dışardan bakınca acınacak haldedir, buna eminim. Bir Allah kulunda bunu söyleme cesareti yok. Sorun değil,…

  • GİT…

    Dış dünya ile düş dünyam arasında sıkışıp kalıyorum çoğu zaman. Hangisi bir diğerinin gerekliliği diye düşünürken yine düş ile düşüncenin düşüşüne uğrayıp sözcüklerimi kanatıyorum. Dışarıda bunu yaptığım da dizimi kanatıyorum.  Bana ne zaman dokunacaksın? Neden susmuyor bilinçdışım? Neden susuyor bilincim? Her ikisi ben değilsem ben kimim?  Bana baktığında ne gördüğünü merak edip durmaktan ona bakmayı…

  • Yar(a)sızlar..

             İnancımı yitirmeye başladım. Pamuk ipliğinde bağlı olan tüm metafizik kavramlarım kopmaya başlıyor. Tanrı içimden dışarıya çıkıyor ve giderek uzaklaşıyor. Bunu istediğimi sanmıyorum ama bir şekilde, öyle ya da böyle hayal kırıklıklarının sebebi olarak sadece O’na olan inancım kalıyor. Kendi beceriksizliğini tanrıya yükleyen biri değilim, tam aksine belirlenmiş bir yaşamın inançla bütünleştiği…

  • LEKE!

    Cioran ‘Çürümenin Kitabı’ nı yazdı. Ona inat Ahmed Arif prangalar eskitti Leyla için ve Nazım devrim yürüyüşünde sarıldı kadınlara. Nilgün Marmara çekip gitti, SlyviaPlath kafasını gaz ocağına sokup varoluşunu tamamladı. Hemigway yazamadığı için bir kurşunla göçtü. RilkeSolome’ye aşık oldu, Nietszche kıskandı mı acaba? Ne çok umut ve ne çok umutsuzluk yaşandı ama sorsan hayat devam…

  • DALDA Kİ KİRAZ

     Kimse mutluluk getirmez, getiremez. Bunun imkânı üzerine düşünmeyi bilince yapılmış en ağır hakaret olarak düşünüyorum. Seni psikolojik bir vaka olarak görebilirler aldırış etme buna. Jung toplumsal bilinçdışı diyor bazı eylemlerin sebebine. Hastalık buradan başlıyor sanıyor ruh bilimcilerin kimileri de. Öteki olmadan olamazsın yaklaşımı üzerinden geçen yaşamın ötekini bulana kadar sonlanması. Çünkü bir öteki yok, ötekiler…

  • PSİKOPATOLOJİ

     Evet, ruhum hastalandı bir çok defa. Kimin ruhunda derin yarıklar yok ki? O yarıklardan içeriye sızan acılar, hüzünler, derin kaygılar, pişmanlıklar, yargılar kim de yaşanmadı ki? Mevcut koşullarda genel insan tabirinde bu haller yok mu? Hep şöyle başlanmaz mı bir hüznü anlatan cümlenin ilk satırına ya da sonuna ‘insan işte, ne bekliyorsun’. Peki, bu cümlenin…

  • KİMLİKSİZ…

     Sevgi, saygı, erdem, güven, dürüstlük gibi insanın insandan beklediği tüm davranış yansımaları çoğu zaman yanılsamayla sonlanıyor. Dostoyevski eşine şöyle diyor ‘seni düşüncemde dahi aldatmadım’. Palavranın en büyüğü, bunu kabul edebilmek için insanın saf olması gerekli. Burada söylediğim saf katıksızlık anlamında. Var mı katıksız bir insan? Doğmamıştır ve doğmayacaktır da. Dünyaya geldiğin andan itibaren katıklanıyorsun, önce…

  • Episode

     Zaman geçmeye geçiyor da düşünce bunu bir türlü kabul etmek istemiyor. Sanki bir şey oldu ve o anda kaldınız; basireti bağlandı derle ya tamda öyle bir kalış. Geçmişle yaşanmaz deriz, gelecek anlaşılmaz deriz ana bak deriz ama an o kadar kısa ki o da geçmiş olur. İçinden çıkamadığımız ne varsa içimizden çıkmadığı için. Bunu bilerekte…