Gürültü…


       Çok fazla gürültü var, sessizliğin gürültüsü. Kafamın içindeki dünya ile, dışımda akıp giden dünya arasında sıkışmış bir benlik. Tüm bu insanlar sadece zihnimin içinde olamazlar mı? Berkeley’in bahsettiği şey belki de budur. Şimdi onları zihnimin içinde teker teker öldürsem ve bu gürültüden kurtulsam ne güzel olur. Sessizilik ama en yalın haliyle sessizlik heyecan verici bir istek. Derin sessizlik ölümle kendini gerçekleştirir, sanki bunu bilmiyorum gibi peşine düştüğüm şeye bak! Nasıl da saldırıyorlar bana, sanki düşmanlarıyım, sanki ekmeklerini, sularını, havalarını ellerinden almışım. Az bi dursalar bir dinleseler beni belki de bitecek bu kavga ve ben huzur içinde kendime döneceğim. İnsan ilk kendini vurur, ilk kendine ağlar ve ilk kendine acır…


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir