GEÇ KALMAK…


Bu satırları yazmaya başladığımda zihnimde oluşan ve ardı arkası kesilmeyen yığınla imgenin ayrımını nasıl yapabileceğimi düşünmeden edemedim. Elbette başlamak bir işin yarısını bitirmektir ve başladım. Aklım yaşanmışlıklarımın derin bunalımından nasıl çıkabileceğinin kaygısını her daim bana ve dolaylı yoldan çevremdeki her insana yansıtmıştır. Genel olarak başlı başına kendimle ve çevremle oluşturduğum bağın yüzeyselliğini kenara itmeyi meziyet sanarak bu yaşlara kadar geldim. Buna şükür mü etmeliyim yoksa derinlerde çınlayıp duran lanet söylemlerini çekinmeden haykırmalı mıyım inanın bilmiyorum. Geç kalmak ne demektir? Bir düşünsenize! Öyle alelade bir sözcük mü? Hay bin bela mı? Neden bir sözcüğü tam yerinde ve anlamında nasıl kullanacağım hakkında net bir fikrim yok? Geç kaldım. Size geç kaldım, sana geç kaldım ve en hüzünlüsü bu satırları yazmama sebep kişiye kendime geç kaldım. Her insan bir yönüyle kendine geç kalmış sayılmaz mı? Var mı tam zamanında denilen zamanın, zamanının tam olduğunu kanıtlayacak kişi? Aslında baştan başlamak gerekli, kendimi en başa götürmeliyim. Filmi geriye sarmak gibi. Zira bu hikâyenin ana öznesi olan ben bir başlangıcın ve bir yanıyla bir sonun anlarında zamansal geçişleri anlatmaya çalışmak için satırları harflerle dolduruyorum. Meramım var dinleyen veya dinleyecek olan her insana. Zordur meram anlatmak, yani düşüncenizde şekillenen kavramları sözcüklerle biçimlendirip sesleştirip insan kulağına iletmek. Hey demek gibi bir şey değil ki bu, elinizde yirmi dokuz harf var ve bunları derleyip toplayacaksın. Sözcükler düşlere yetmiyor bazen, düşler sözcüklerin üzerinden kayıp gidiyor ve ben bunu demek istememiştim utangaçlığında mimiklere dönüşüveriyor. Şimdi bir anı netleşiyor zihinlerinizde, görsel şölen başlıyor ve sizin o şöleni ifade etmeniz gerekiyor. Bu tadı tarif etmek gibi ya da dokunuşu. Şekerin akla gelmesi ile yenmesi hiç aynı şey olur mu? Şeker yeme eyleminde oluşan duyumun tarifi nasıl olabilir? Başta yazdığım soru bu sebepleydi. Geç kalmak ne demektir?


“GEÇ KALMAK…” için 2 yanıt

  1. Bana göre geç kalmak şu fani dünyanın nimetlerine dalıp gözünün önündeki olan biteni görememektir. Bir yönüyle de geç kalmak bilerek veya bilmeyerek yapılmış bir tercihtir.

  2. Yazarın da belirttiği gibi insan en çok kendine geç kalır aslında. Başkalarının (annemiz babamız çevremiz vs) bizim için biçtiği rolleri yaşamaktan, kendi hayatlariniza yetişemeyiz çok kez. Hayatlar ve hayaller arasında sıkışıp kalmış çaresizlikler içinde buluruz kendimizi aynaya her bakışımızda. Yine de Edip Cansever'in dizeleri geliyor aklıma tam da burada
    "Her yere yetişilir
    Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
    Çocuğum beni bağışla"

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir