İnsan nedir? Ne değildir?


Bir bütünlük içerisinde düşünüldüğünde çağımız insanı diye adlandırılan ve başına ”modern” sözcüğü eklenilerek boyanan Homo Sapiens’in ilkel benliğinin modernleştirildiği imgesi tutarlımıdır?Savaşlar,yıkımlar, soykırımlar, işgaller ve bir düşüncenin diğer bir düşünceyi düşüncesizce düşman edinmesi. Dünya ile onun bir parçası olmak yerine karşıtı olarak var olma hedefi üzerine ilerleyen ve bu ilerlemeyi modernleşmenin ateşli etkisi olarak allayıp pullayan insan bir veba değilmidir? ”İnsan sadece kendi için nesne” diyor J.P.Sarte. Varoluşsal kaygıların belkide geldiği en son nokta olan bu materyalist tutum insana ait diyebileceğimiz ne varsa onları nesnelleştirip vebanın virüsünün hızla yayılmasına vesile olmuyormu? Şunu söylemek istiyorum; insan insanın nesnesi midir? Daha da genişletirsek insan insanın kapitalizmidir diyebilir miyiz? Kollektif bilincimiz bireysel kaygıların derin saldırısı karşısında kayboluyor. İnsan ne değildir? sorusu işte tam burada üzerine hiç bir ideolojik kalıbın etkisini bulaştırmadan tartışılması gereken yaşamsal hedeftir. Nesnel dünya öznel dünya felsefesinin içerisinde sözler kurma hedefinden değilim. Kaba anlamda materyalizmin veya kaba anlamda idealizmin peşinde savrulan ateşli muhafazakar demokrat ile keskin bir marksist devrimcinin pek de farkı yoktur ideolojik hastalığın kronikleşmesinde. Marks ne kadar doğru ise Smith de o kadar doğrudur veya tam tersi. Sosyalizmin kapitalizme karşı verdiği yaklaşık iki yüz yıllık savaşta iki yüz milyona yakın kişinin bedel ödemesi ile beş bin yıldır el koyma ile var olan kapitalizmin iki yüz milyondan çok çok fazla insana bedel ödetmesi arasında sayısal değer dışında hiç bir fark yoktur. Neticede bedel ödeyen şu kendi için nesne denilen ”varlık” değil mi? Savrulduğumuz yer bir mutluluklar dünyası değildir. Açık ve Seçik(ki burada Descartes’i anmak yerinde olur) olan bir şey varsa oda insanın bir fikir karşısındaki bağnaz,değişmez,Ortodoks saplantısının vahametidir. Kendi yaşamsal alanımız diye nitelediğimiz gezegeninin yine kendi ellerimizle yaşamsallıktan uzaklaştırılması bilinçli bir hedef değilse nedir? Yüzümüzü nereye dönmeliyiz? Kendi içimizdeki değişim ve dönüşümleri gerçekleştirmeden dışarının değişim ve dönüşümü için mücadele ettiğimizi sunmak ikiyüzlü İngiliz yağmacılığı ile aynı değilmidir? İroni olsun yada metafor olsun diye kullanılmış bir kelime değildir İngiliz yağmacılığı…


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir